Merhaba
Bu blog sayfasını hazırlarken biraz kendimden biraz da müzik başta olmak üzere hobilerimden bahsetmeyi hedefledim. Ama asıl uzun zamandır içinde bulunduğum bilişim sektörü ile ilgili düşüncelerimi ve tecrübelerimi paylaşmak istedim. Üniversiteden mezun olur olmaz kurumsal yazılımlarla ilgili projelerde ve özellikle ERP yazılımlarında başlangıçta müşteri sonrasında tedarikçi tarafında aktif olarak yer aldım. Aslında ailemde bu konu ile ilgili zaten çalışmakta olan kişiler bulunması sebebiyle lise yıllarımdan itibaren bu tip projeler iyisiyle kötüsüyle hep bir şekilde ev ortamımızda konuşuluyor, tartışılıyordu.
Sektöre baktığımızda deneyimli, gerçekten bilgi sahibi insanların malesef az konuştuklarını ve tecrübelerini yeterince aktaramadıklarını görüyorum. Öte yandan çok konuşanlar ağırlıklı konudan uzak kişilerden oluşmakta. Bu konuda kendimi de sorumlu hissederek naçizane tecrübelerimi faydalı olacağı umuduyla burada paylaşmak istedim.
Bursa Çimento Fabrikası A.Ş. ve Grup Şirketleri ERP Seçim Sürecini IFS ERP ile Noktalandırdı
1966 yılında Bursa’da kurulan ve %100 halka açık bir yapı ile çalışmaya devam eden Bursa Çimento Fabrikası A.Ş., çok titiz araştırmalar ile yürüttüğü ERP seçim sürecini IFS ERP’de karar vererek noktalandırdı. İlk etapta Bursa Çimento Fabrikası A.Ş ve Bursa Beton A.Ş. bünyesinde paralel başlayacak IFS ERP projesi, Bursa Çimento A.Ş bağlı ortaklıklarından Ares Çimento İnşaat San. ve Tic. A.Ş., Tunçkül Çimento Mineral Katkılar İnş. San. ve Tic. A.Ş., Çimento İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. ve Bursa Çimento Sanayi Ticaret A.Ş. ile devam edecek.
2011 yılını 1 milyon 874 bin ton çimento satışı tamamlayan ve Marmara bölgesinde %12, Türkiye genelinde %3 pazar payına sahip olan Bursa Çimento Fab. A.Ş. sürdürebilir büyümesini ERP sistemiyle bütünleştirerek tam entegre ve konsolide bir sistem kuracak. IFS ERP’nin grup bünyesinde bulunan ÇEMTAŞ’ta başarıyla kullanılması, fonksiyonel zenginliğiyle birlikte özelleştirilebilir yapısının da seçimlerinde büyük rol oynadığını belirten Bursa Çimento Bilgi İşlem Müdürü Şeref Ali Öztürk, seçim sürecine ve kararlarına ilişkin şunları söyledi:
‘Marka değerimizi daha da yükseklere taşıyarak, karlılığımızı arttırmak hedefi doğrultusunda, ERP yazılımlarına geçiş projesi çalışmaları Ekim 2011 tarihinde başlatılmıştır. Yaklaşık 6 aylık bir zaman dilimini kapsayan karar verme sürecine Bursa Çimento Bilgi İşlem Müdürlüğü ve Bursa Beton A.Ş. Bilgi Teknolojileri Müdürlüğü’nün koordinasyonu eşliğinde projeden azami verimin alınabilmesi için hemen hemen tüm grup çalışanları dahil edilmişlerdir. Bünyemize en uygun ve mali açıdan avantajlı çözümün seçilebilmesi göz önüne alınarak, pazardaki birçok firmanın ERP yazılımları incelenmiştir. Seçimimize etki eden faktörlerin yanında, IFS Türkiye’nin, Türkiye çimento ve beton sektöründeki ilk uygulaması olması nedeniyle, başarılı bir proje ortaya çıkarabilme yönünde oluşturacağı zorunluluk seçim ölçütlerimizde önemli bir ağırlık oluşturmuştur. IFS Türkiye yönetici ve çalışanlarının, karar verme sürecimizde gösterdikleri içten, samimi, özverili ve çalışkan tavırlarının, projenin zor ve zahmetli hayata geçirilme evresinde de devam edeceğine olan inancımı belirtiyor, projenin taraflara hayırlı olmasını diliyorum.’
IFS’in öncelikle Pazarlama, Satış, Satınalma, Muhasebe ve Finans, İnsan Kaynakları, Bordro ve Üretim Yönetimi bileşenlerinin kurulacağı fabrikada; Bakım Yönetimi, Kurumsal Varlık Yönetimi, Kalite Yönetimi gibi tüm süreçleri kapsayan, İş Zekası ve Müşteri İlişkileri Yönetimi ile desteklenen tam entegre bir sistem kurulacak. Bursa Çimento ERP projesine yönelik bilgi veren IFS Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Göksel Sanbay, Bursa’nın değerli şirketlerinden olan Bursa Çimento Fabrikası gibi bir grupla çalışıyor olmaktan dolayı duyduğu onuru dile getirdi. Sanbay şunları söyledi. ‘Titizlikle sürdürülen seçim sürecinde ürünümüzün gücü ve ekibimizin deneyimi ile başarılı olduk. Bursa’daki müşterilerimiz arasına Bursa Çimento ve grup bünyesindeki firmaları eklemek bizim için gurur verici. Yaptıkları titiz ve dikkat çekici çalışmadan dolayı Bursa Çimento Bilgi İşlem Müdürlüğü ve Bursa Beton A.Ş. Bilgi Teknolojileri Müdürlüğü tüm yönetici ve çalışanlarına teşekkürü bir borç biliriz.’
Bursa Çimento’nun da içinde bulunduğu grup bünyesinde bulunan, ark ocaklı vasıflı çelik üreticisi ÇEMTAŞ’ta da 1995 yılından bu yana IFS ERP çözümlerini kullanılıyor. IFS Bursa’daki birçok önemli firma tarafından da kullanılmaya devam ediyor. Bu firmalar arasında Durmazlar Makine, Maysan Mando, Feka, Pakkens, SKT, Durfoam, Şafak Makine, Aunde Teknik, MSK Çelik Dövme ve Yeşilova Grubu’na ait Canel otomotiv, Cansan, Can Alüminyum sayılabilir.
Uzmanından Bulutta İş Uygulamaları Konusundaki Önemli Sorulara Cevaplar
1) İş uygulamalarının buluta taşınması ne gibi avantaj ya da dezavantajlar sağlıyor?
Avantajları:
–İş uygulamalarının buluta taşınması ile birlikte, şirketlerin başta veri depolama olmak üzere donanım kaynaklarına yaptıkları yatırım ve bu kaynakların yönetim maliyetleri azalır. Basit anlamda, kullanıcıların bilgiye erişmek için sadece giriş ve çıkış kaynaklarına sahip olması yeterli olur. Çok ucuz cihazlar ile (örneğin uygun fiyatlı tabletler), iş uygulamalarına erişmek ve kullanmak mümkün hale gelir.
Dezavantajları:
Bilgilerin buluta taşınması ile birlikte, şirketler açısından gizlilik ve stratejik öneme sahip bilgilerin güvenliği başta olmak üzere, hizmetin devamlılığı ve kontrolü gibi problemler ortaya çıkar.
2) Şirketler bulutta iş uygulamalarına geçmeden önce hangi konulara öncelikle dikkat etmelidir?
– Büyük işletmelerin kendi bünyelerinde, alt şirketlerine ve iştiraklerine hizmet verebilmeleri için kendilerine özel bulut yapıları kurmaları, daha ekonomik ve güvenli bir çözüm oluştururken, küçük işletmelerin de kaynak maliyetlerini azaltmaları için, genel bulut yapılarını kullanmaları anlamlı olur. Fakat genel bulut yapısı kullanırken, başta finansal ve satış bilgileri gibi hassas bilgiler olmak üzere bilgilerin güvenliği, çalınmaması, hizmetin sürekliliği ve performansı konusunda kendilerini güvenceye alan hukuki sözleşmeleri mutlaka hayata geçirmelidirler. VPN ya da internet ile bilgiye erişim konusunda ağ altyapılarının bu hizmeti kesintisiz alacak özelliklere sahip olması da gerekir.
3) 2012 yılı ve önümüzdeki 5 yılda bulutta iş uygulamalarının pazar payı olarak ne yönde seyredeceğini öngörüyorsunuz?
–Internet ve ağ teknolojilerinde bant genişlikleri ve kamusal diye nitelendirilen genel bulut yapıları her geçen gün artmaktadır. Bu nedenle, güvenlik ile ilgilenen şirketlerin çekincelerini giderecek yeni teknolojilerin (her işletmenin hatta kullanıcının kendi verisini şifrelemesi gibi) önümüzdeki yıllarda ortaya çıkmasıyla birlikte, iş uygulamalarında pazar payının ivmelenerek artacağı öngörülebilir. Bu konudaki araştırmalar 2012 yılında şirketlerin 20%’sinin BT departmanı bulundurmayacağı, 2015 yılında da bu oranın %70’lere çıkacağı tahminini ortaya koymaktadır.
4) Önümüzdeki dönemde, şirketler daha çok ne tür iş uygulamalarını tercih edecek?
–Başta CRM olmak üzere, satınalma/satış, IK ve personel yönetimi, destek ve raporlama sistemlerinin tercih edileceği söylenebilir. Ayrıca, “kullandığın kadar öde” iş modeliyle sağlanan ve satın alınan ölçeklenebilir, esnek sistemlere dayalı genel hizmetlerin ilgi göreceği tahmin edilmektedir.
5) Türkiye’deki şirketler, bulut üzerinde işlerini yürütmek konusunda ikna edilebiliyor mu?
–Türkiye, yapı olarak bulut bilişime çok uygun olmasına rağmen, özellikle veri güvenliği konusundaki çekinceler ve şirketlerin BT departmanlarının bu konuda yeterli bilgiye sahip olmaması sebebiyle, dünya genelindeki gelişiminin bir miktar gerisinde kalmıştır. Oysa esneklik ve maliyet konusunda ki avantajları ile özellikle KOBİ’ler düzeyinde ülkemizde oldukça avantajlı çözümler sunulmaktadır.
6) Bulut üzerinde iş uygulamaları alan şirketler daha çok nasıl uygulamalar tercih ediyor? Bu şirketlerin daha çok hangi sektörde yoğunlaştığını söyleyebiliriz?
–Türkiye’de bulut üzerinde iş uygulamaları genelde IK,CRM ve satınalma, satış alanlarında tercih edilmektedir. Bu firmaların kamu, hizmet ve üretim sektörlerinde yoğunlaştığını söylenebilir.
7) İş uygulamalarının buluta taşınmasıyla çok uluslu bulut sağlayıcılarının ülkemizdeki varlıkları sorgulanacak kadar küçülür mü? Bu doğrultuda yerel iş ortaklarının iş yükü artar mı?
–Şu an tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de büyük ölçüde küresel bulut sağlayıcıları bu hizmetleri mevcut. Fakat bulut sistemlerinde kullanılan güvenlik, şifreleme, sanallaştırma hizmetlerinin, yerel teknoloji tedarikçileri tarafından da kullanılmasıyla birlikte, özellikle “private cloud” servislerinde dengelerin biraz daha oturacağı değerlendirmesi yapılabilir.
Barış Özkan
IFS Türkiye Ar-Ge Müdürü
ERP Uygulamalarında Banka Entegrasyonları
Son yıllarda bankacılık sektöründe sürekli yenilenen bir teknoloji söz konusudur. Özellikle 2001 yılında gerçekleşen kriz sonrasında yeniden yapılanmayla birlikte, oluşturulan yeni uygulamalar, tüketicilere ve kurumlara ürün ve hizmet anlamında hayatlarını kolaylaştırıcı çözümler getirmiştir. Kurumsal çerçevede değerlendirildiğinde, şirketler artık finansal işlemlerinin çoğunu bankaların sunduğu ürünler ve hizmetler üzerinden gerçekleştirmeye başlamıştır. Öyle ki söz konusu işlemler çeşitlilik anlamında onlarca işlem türüne karşılık gelmektedir. İşlem hacmi ve sayısı anlamında bakıldığında banka tarafından kısa sürede kayıt altına alınabilen bu durum, diğer yandan, işlemi gerçekleştiren firma tarafından değerlendirildiğinde, tüm bu işlemlerin kayıt altına alınması kullanıcılar için zor, zaman alan ve yorucu bir duruma dönüşebilmektedir. Şirketler, katma değeri çok yüksek olmayan bu kayıt girişleri için çalışanlarını en verimli şekilde kullanmak durumundadır. Buna bağlı olarak, konu, çalışan açısından aktivite bazlı düşünüldüğünde, verimlilik ve motivasyon kaybıda oluşmaktadır. Tüm bu şartlar çerçevesinde, şirketlerin, bankaların sunduğu entegrasyon hizmetlerinden faydalanması kaçınılmaz bir konudur. Bu hizmetler işlemlerin varyasyonları anlamında çeşitli başlıklar altında toplanmaktadır.
- Tedarikçi Ödeme Sistemleri
- Çek Entegrasyon Sistemleri
- MT940 Entegrasyonu
o Maaş Ödemeleri
o Elektrik Su Doğalgaz Ödeleri
o Teminat Mektubu Komisyon İşlemleri
o Eft / Havale işlemleri
o Ssk / Bağkur Ödemeleri
- DBS (Doğrudan Borçlandırma Sistemi) ….
Bu entegrasyonlar bankalar tarafından kuruma özgü düzenlemeler yardımıyla yapıldığından IFS bu çerçevede sunduğu çözümde müşterilerine bu düzenlemeleri iş akışlarına göre geliştireceği bir platform sunmaktadır. Dolayısıyla müşteriler yeni bir bankayla çalışılması durumunda bile kendi bünyelerinde çözümler geliştirebilmektedir. Bu bağlamda, bankayla yapılan entegrasyon sonrasında kayıtların otomatik olarak sisteme alınması ve muhasebe kayıtlarının sistemde otomatik olarak oluşturulması kaybedilmiş olan verimliliğin kazanılmasını sağlar. Sonuç olarak IFS’in bankacılık sistemine özel olarak geliştirdiği entegrasyonu sayesinde ilgili departmanlar sisteme veri kazandırma gibi katma değeri düşük bir sorumluluk yerine, şirket verimliliğinin analiz edilmesi gibi daha faydalı işlere yönledirilebilinir.
Serhat ENÖZ
IFS Türkiye Proje Yöneticisi
Yeni Nesil IFS – Bakım Uygulamaları
Modern işletme teorisine göre, bir işletmeyi oluşturan 5 temel unsurdan biri olan sermayenin, yani makine ekipman kaynağının, üretilen ürün maliyetine katkısı, yadsınamayacak kadar yüksektir. Bu durumun farkında olan firmalar, direkt hammadde, işçilik maliyeti kadar endirekt üretim maliyetlerini de kontrol altına almak için son derece ciddi çaba sarf etmektedirler.
Endirekt maliyetleri oluşturan en önemli unsurlardan biri makine ve ekipmanların bakım giderleridir. Öngörülemeyen duruşlar, telafisi olmayan arızalar, gereksiz yedek parça stokları, plansız bakım faaliyetleri, işletmelere parasal olduğu kadar zamansal açıdan da çok büyük sıkıntılar çıkarmaktadır. Öyle ki bir imalat işletmesinin dar boğazı niteliğindeki bir makinenin zamanında bakımının yapılmamasından kaynaklanan bir arızayı takiben makinenin durması, o işletmeyi tamamen durduracak bir domino etkisi yaratabilmektedir. Ya da bir enerji santralindeki trafonun arızası tüm bir şehri elektriksiz bırakabilmekte, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilmektedir.
İşte işletmelerin bu önemli sorunlarına IFS Uygulamaları çok etkin çözümler sunmaktadır. IFS, bir çok sektörde ve süreçte çözümleri olan kapsamlı bir ERP süiti olmakla beraber, ilk olarak 1983’te İsveç’te bir enerji santralinin bakım süreçlerini yönetmek için yazılmaya başlanmıştır. Bu nedenle bakım modülü doğal olarak sürekli yenilenmiş ve geliştirilmiştir. Bugün itibariyle geldiği noktada dünyanın en güçlü Kurumsal Varlık Yönetimi (EAM – CMMS) ve Ağır Bakım (Kompleks MRO) sistemi olarak bilinmektedir. Öyle ki 18.200 MW kapasite ve 84,7 milyar kWh/yıl enerji çıkışı ile dünyanın en büyük hidroelektrik santral projesi olan ve Çin’in Hubei ilinde Yangtze Nehri üzerine kurulan Three Georges, bu devasa ekipman parkının yönetimi için IFS Uygulamalarını tercih eden dünyanın sayılı firmalarından sadece biridir.
IFS/Bakım Yönetimi, onu tercih eden bir işletmeye kısa zamanda şu faydaları sağlamaktadır:
1-) Varlık Yaşam Döngüsü’nün artmasını takiben ROI(Return on Investment)’in yükselmesi
2-) OEE(Overall Equipment Effectiveness) değerlerinin yükselmesi ve varlık verimliliğinin artması
3-) Yedek parça stoklarının kontrol altına alınması ve stok maliyetlerinin düşürülmesi.
4-) Çoklu şirket, site, lokasyon ve şantiye bazlı operasyonlarda donanım izlenebilirliğinin sağlanması
5-) Bakım maliyetlerinin kontrol altına alınması ve izlenebilirliğinin sağlanması
6-) Kestirimci Bakım kapsamında kritik ekipman göstergelerinin okunması, kayıt altına alınması ve arıza gerçekleşmeden ilgili birimlerini uyarılması ve harekete geçirilmesi.
7-) Bakım organizasyonunun daha etkin planlanması ve işgücünün daha etkin kullanımı ile verimliliğin artması, maliyetlerin düşmesi,
Ayrıca,
IFS gelişmiş entegrasyon özelliği ile tüm bakım süreçlerinizi tek bir platform üzerinden yönetmenizi sağlar. Tüm üretim süreçleri ile entegredir. Bütün bakım faaliyetleri otomatik olarak üretim planlarına yansır ve sipariş terminleri hesaplamasında dikkate alınır.
Otomasyon sistemleri ile entegre olabilir. Otomasyondan gelen sinyalleri değerlendirip gereken kayıtları ve bakım emirlerini otomatik oluşturur.
IFS, isterseniz farklı coğrafyadaki işletmelerinizi Google Map üzerinde görsel olarak takip edebilir, arıza/bakım sinyallerini harita üzerinde gösterebilir.
Sayısız yeniliklerin yanında IFS, ERP uygulamalarında devrim niteliğinde bir değişim olarak tanımlanan ve kalıplaşmış ERP kavramlarını değiştiren kendi geliştirdiği Aurora teknolojisini kısa süre önce devreye almıştır. Böylece IFS / Bakım Uygulamaları tamamen Web tabanlı olarak kullanılabilen, görsel olarak çok daha keyifli, kullanımı kolay ve fonksiyonel bir yapıya kavuşmuştur.
Artık yeni nesil IFS – Bakım Uygulamalarını kullanan işletmelerle rekabet etmek eskisinden çok daha zor olacaktır.
Yazan : Nihat Engin ÖZEL
IFS Türkiye Proje Yöneticisi
Kıt Kaynakların Etkin Yönetimi: Kısıt Bazlı Çizelgeleme
Kıt kaynakların etkin yönetimi, iktisadın en eski ve en temel sorunsalıdır. Sebep ise dünya nüfusunun hızla artmasına karşılık, dünya kaynaklarının aynı hızda tükeniyor olmasıdır. Bu ters orantılı gelişme, her geçen gün ipleri daha da germekte ve işletmeleri kaynaklarını kullanırken her zamankinden daha dikkatli olmaya zorlamaktadır.
Henry Ford ilk defa 1910’da seri üretim sistematiğini geliştirdiğinde, o dönemde işletmelerin böyle kaygıları yoktu. Çünkü rekabetin son derece düşük olmasının yanında, arz büyüklüğü talep büyüklüğünün oldukça altındaydı. Bu da işletmeleri bol stoklu, bol zamanlı, bol tüketimli kitlesel üretime (mass production) sevk etmişti. Büyük küresel petrol kriziyle birlikte enerji fiyatlarındaki dramatik yükseliş, işletmelerin maliyetlerini daha sıkı yönetmelerini gerektirmiştir. Hammadde ve enerji fiyatlarının artmasının yanında, üretimde istenmeyen gecikmelerin engellenmesi de pazar rekabeti açısından işletmelerin bir diğer handikabıdır.
Tüm bu değişkenler bir araya geldiğinde, işletmelerin en temel 2 ihtiyacını ortaya koymaktadır: Bunlardan bir tanesi üretim maliyetlerinin doğru hesaplanabilmesi, diğeri de üretim kısıtlarının en etkin şekilde izlenebilmesi ve bu kısıtlar doğrultusunda gerçek zamanlı kapasite planlamasının yapılabilmesidir. Bu 2 temel ihtiyaç, başından beri yönetim bilişim sistemlerinin de üzerinde hassasiyetle durduğu birer konu olmuştur.
IFS’in bu alanda geliştirmiş olduğu modülün adı IFS CBS™’dir (Constraint Based Scheduling-Kısıt Bazlı Çizelgeleme). IFS CBS yani Türkçe adı ile Kısıt Bazlı Çizelgeleme Modülü, IFS ERP’nin tüm tedarik zinciri süreçleri ile iletişim halinde olan ve onları adeta bir sarmaşık gibi saran çok güçlü bir modüldür. Kısıt bazlı çizelgelemenin etkin olduğu bir IFS veritabanında kontrol adeta CBS’nin elindedir. Çünkü CBS sürekli veritabanını dinlemekte, tedarik süreçlerindeki tüm hareketleri izlemekte ve anlık müdahalede bulunmaktadır. IFS CBS, IFS veritabanından yarı bağımsız olarak kendi sunucu yapısı üzerinde çalışan gantt chart destekli bir modüldür. Arada kurulan köprü sayesinde CBS, veritabanı ile her an iletişim halindedir.
IFS ERP’de kısıt teşkil eden başlıca değişkenler, üretim takvimi, iş merkezi kapasiteleri, işçilik kapasitesi, rota zamanları, operasyon araç-gereçleri, dış tedarik zamanları ve malzeme stok seviyeleridir. Ayrıca bakım işlemleri neticesinde iş merkezlerinin devre dışı kalması da sistem tarafından birer kısıt olarak algılanır. IFS Kısıt Bazlı Çizelgeleme (CBS) Modülü, üretim emirlerini çizelgelerken kullandığı çeşitli algoritmaları vardır. Geriye doğru çizelgeleme, ileriye doğru çizelgeleme, ilk girenin ilk çizelgelenmesi, ihtiyaç tarihine göre çizelgeme bunlardan bazılarıdır. Ayrıca modül dahilinde dinamik çizelgeleme de yapılabilmektedir.
IFS ERP Uygulamaları’nı seçmiş bir işletmenin IFS Kısıt Bazlı Çizelgeleme-Sonlu Kapasite Planlama (CBS) Modülünü kullanabilmesi için kendi süreçlerini çok iyi disipline etmesi gerekir. Çünkü işletmenin sistemde tanımladığı iş merkezlerini sonlu kapasiteye geçirdiği an, artık o iş merkezinde kapasiteyi aşan seviyelerde iş emri açmak olanaksızdır. O yüzden açılmış olan iş emirleri tamamlandığı an raporlanmalıdır. Böylece fiili olarak boşa çıkmış bir iş merkezi sistemde de boşa çıkacak ve o iş merkezine yeni bir iş yüklemek mümkün olacaktır. Bu disiplini elde etmeyi başarmış olan SIO Automotive firması artık kapasite yönetimini IFS CBS ile gerçekleştirmektedir. SIO Automotive’in kısıt bazlı çizelgeleme-sonlu kapasite planlamayı kullanmaya karar vermesinden sonra başlayan çalışmalarda öncelikle modülü kullanacak çalışanlara gerekli eğitimler verilmiştir. Ardından çizelgelemeye geçirilecek iş merkezleri belirlenmiştir. Daha sonra sürecin en zorlu kısmı olan senkronizasyon kısmı başlamıştır. Yani sistemde açılan iş emirlerinin sistemde görünen planlanan başlangıç tarihlerine uygun olarak üretimin yapılabilmesini sağlama süreci. Neticede SIO Automotive bu zorlu süreci başarıyla tamamlamış ve IFS CBS’yi kullanabilme başarısını göstermiştir.
IFS ERP implementasyonlarında CBS kurulumu en son safhadır ve ulaşılması istenen nihai hedeftir. IFS kullanan ya da kullanacak bir işletmenin kısıt bazlı çizelgeleme-Sonlu kapasite planlama kullanabilmesi için yukarıda da belirtildiği gibi kendi süreçlerini çok iyi disipline etmesi gerekir. Bilgisayardaki sistem ile gerçek hayatta yürüyen sistem birbirine senkronize olduğu an o işletme için IFS CBS’yi kullanma vakti gelmiş demektir
YALÇIN ÇÖKGEL / IFS DANIŞMANI
IFS Taahüt Endüstrileri (EPCI) Sektör Çözümü
EPCI (Engineering – Procurement – Construction – Installation), yani Türkçe açılımı Mühendislik – Satınalma – İmalat – Kurulum olan ve oldukça niş bir sektöre ve iş akışına verilen isimdir. Bu sektörde faaliyet gösteren işletmelerin genel iş karakteristiğe bakıldığında, üretilen mal ve hizmetlerin son derece müşteri spesifik olduğu görülmektedir. Aşağıda, APICS literatürüne göre tanımlanmış ürün çeşitliliği – standardizasyon/süreklilik grafiği üzerinde EPCI’ın konumu görülmektedir.
Bir işletmede ürün çeşitliliği çok yüksek olduğu zaman, işletme için uzun vadeli stratejik planlama, ve ona bağlı kısa-orta vadeli üretim kaynaklarının net bir şekilde önceden planlanması oldukça zorlaşır. Çünkü ürün çeşitliliği, makine – işçilik – hammadde gibi üretim kaynakları ile negatif korelasyona sahiptir. Yani ürün çeşitliği arttığında, üretim standardizasyonu düşmektedir. Bu durum, EPCI tipi bir iş akışında planlama ve bütçeleme sürecini çok önemli bir noktaya taşımaktadır. Bu tarzda iş yapan işletmeler, genellikle çok uzun aralıklarla sipariş almakta, aldıkları siparişleri ise yine duruma göre 5-6 aydan 2-3 seneye kadar çok uzun bir süreçte bir proje planı kapsamında tasarlamakta, satınalmalarını gerçekleştirmekte, üretmekte, saha kurulumunu yapmakta, test etmekte ve müşteri teslimi sonrası da bakım faaliyetlerini yürütmektedir. Planlama ve bütçelemeyi bu kadar önemli kılan şey ise işte bu uzun vadeli üretim ve tedarik sürecidir.
Ürün çeşitliliğini artması, aynı zamanda ilgili işletme için tasarım, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin de artması anlamına gelmektedir. EPCI tipi bir iş sürecine sahip bir işletmede, standart envanter (stok) tanımlaması minimum düzeydedir. Onun yerine her siparişte ağırlıklı olarak yeniden tasarlanan parçalar, binalar, makineler ve diğer konstrüktif destek birimleri söz konusudur.
Diğer taraftan sürecin bir de finansal boyutu vardır. EPCI sürecinde, diğer sektörlerde olduğu gibi müşteriye sevk edilen ürün üzerinde müşteriye fatura kesilmesi ve ödemenin de buna istinaden alınması pek rastlanılan bir uygulama değildir. Onun yerine proje planında belirtilen belirli kilometre taşları bazında belirlenen hakedişler üzerinden ödemeler alınmakta ve fatura kesilmektedir.
Her şeyin öncesinde ise, bir EPCI akışının en başında çok uzun soluklu ve duruma göre çok detaylı bir ürün/hizmet tekliflendirme süreci yer almaktadır. Bu süreç işletmeden işletmeye değişmekle birlikte bazen bir yılı bulabilmektedir. Bu sürecin detayında, soru listelerinin takibi, teklif metinleri ve revizyonları, müşter ile yapılan görüşmelerin kayıt altına alınması gibi detaylar yer almaktadır.
EPCI akışındaki en önemli konulardan biri de sevkiyat planlamasıdır. Bu tarzda iş yapan işletmelerin ürettiği ürünler bazen o kadar hacimli ve büyük olmaktadır ki, ürünü yada ürünleri yekpare faaliyet alanına ya da şantiyeye sevk etmek mümkün olmamaktadır. Bir diğer değişle sevkiyat modüler olarak gerçekleştirilmektedir.
IFS Uygulamaları’nın bu süreci yönetmek için oluşturmuş olduğu suitin bileşenleri aşağıdaki gibidir:
IFS/PDM (Product Data Management)
IFS/Proje Yönetimi
IFS/Teslimat Projesi
IFS/Sözleşme ve Teklif Yönetimi
IFS/Satınalma
IFS/Üretim Yönetimi
IFS/Sevkiyat
IFS/Doküman Yönetimi
IFS/Bakım Yönetimi
IFS/Servis Yönetimi
Bu araçlardan IFS/Sözleşme ve Teklif modülü, müşteriye gönderilen soru listeleri, teklif fiyatlarının revizyonlar bazında değişimlerinin takip edilmesi, hakediş faturalamalarının ve ödemelerinin takibi ve sevkiyat planlamasını kapsamaktadır. Son teklif revizyonundan sözleşmeye geçilen aşamada ise mühendislik ve tasarım departmanının oluşturduğu ürün, parça, makine ve diğer konstrüktif unsurların sözleşme içerisine aktarılması sağlanmaktadır.
Tasarım süreçleri IFS/PDM içerisinde gerçekleştirilmektedir. Burada yapılan şey esasen ürünlerin ve alt bileşenlerinin tanımlanması BOM yapılarının oluşturulması sürecidir. Bu süreç, IFS’in açık kod yapısı sayesinde Solidworks ve AutoCAD gibi belli başlı bilinen tüm CAD sistemleriyle olan entegrasyonu ile desteklenmektedir. Bu entegrasyon sayesinde, CAD sistemi içerisinde tasarımı yapılan parçaların ve ürün ağaçlarının IFS’e aktarılması, revizyon yönetimi, teknik sınıf ve karakteristik tanımlarının transferi mümkün olmaktadır. Ayrıca yine bu kapsamda CAD sisteminde oluşturulan 2D – 3D resimlerin de IFS/Doküman Yönetimi modülüne transferi yapılmaktadır. Bu modül üzerinden de ilgili birimlere doküman yayını yapılmaktadır.
Tasarım departmanı sözleşmesi imzalanan projenin parçalarını çizerken diğer taraftan da planlama departmanı proje planını çıkarmaktadır. Bunun için kullanılacak modül IFS/Proje modülüdür. Bu modül kapsamında Proje – Alt Proje – Aktivite – Görev tanımlarının yapılması, kilometretaşlarının belirlenmesi, aktivite kaynaklarının belirlenmesi ve atamalarının yapılması, proje bütçesinin oluşturulması ve proje gerçekleştirmelerinin takibi yapılmaktadır. IFS/Proje genel olarak bir projenin zaman ve para planlamasının yapıldıği IFS ortamıdır.
IFS/Teslimat Projesi ise IFS/PDM’den tasarım ve malzeme bilgileri ile IFS/Proje’den gelen terminlere göre malzeme planlamasının yapıldığı modüldür. Bu yapı dahilinde tüm proje bazlı satınalmalar, proje stoğu yönetimi, ve proje imalatlarının durumu planlanmakta ve yönetilmektedir.
IFS/Sevkiyat ise proje kapsamında imal edilen parçaların sistemden sevkiyatının yapıldığı modüldür. Buradaki hassas konu başta da belirtildiği üzere sevkiyatın modüler ya da yekpare yapılması durumudur. Sevkiyatın modüler yapıldığı durumlarda IFS/PDM üzerinden IFS/Sözleşme Yönetimi’ne aktarılan parçaların, ürün ağacı kırılımlarından faydalanılarak parça detayı bazında sevkiyat yapılabilmesi mümkün kılınmıştır.
Tüm imalat ve saha kurulumu gerçekleştiğinde ürünün müşteriye teslimini mütakiben ilgili ekipmanların IFS içerisindeki takibi IFS/Bakım ve IFS/Servis modülleri ile yapılmaktadır. Burada detaylı bir biçimde tüm ekipmanlar bir ağaç biçiminde tanımlanmakta, müşteriye taahüt edilen garanti çatısı altında yapılacak bakımlar, bakım planları kapsamında takip edilebilmektedir.
Sonuç olarak gelinen noktada projenin ilk imzasının atılmasından müşteri tesliminin gerçekleştiği ana kadar ortaya çıkan tüm maliyet unsurları, bütçeye göre proje bazlı olarak takip edilebilmekte, bütçe aşıldığı işletme bu durumdan haberdar olabilmektedir. IFS EPCI suitini kullanıyor olmanın en büyük katma değeri de işte bu noktada ortaya çıkmaktadır.
YALÇIN ÇÖKGEL – IFS DANIŞMANI
Dev İnşaat Projelerinin Mimarı Özaltın İnşaat, Süreçlerini IFS ERP ile İnşaa Edecek
Özaltın Holding, başta Proje Yönetimi olmak üzere diğer tüm süreçlerinin yönetimi ve entegrasyonu için IFS ERP Uygulamaları’nı seçti.
Türkiye’nin en büyük Hidroelektrik Santralinin kurucularından ve Cumhuriyet tarihinin en büyük yap-işlet devret projesi olarak belirtilen Gebze-İzmir Otoyolu ve Körfez Geçiş Köprüsü projelerinin sahiplerinden olan Özaltın Holding, başta Proje Yönetimi olmak üzere diğer tüm süreçlerinin yönetimi ve entegrasyonu için IFS ERP Uygulamaları’nı seçti.
Öncelikle inşaat, enerji santralleri ve turizm olmak üzere faaliyette bulunduğu her alanda başarılı çalışmaları ile Türkiye’ye değer katan Özaltın Holding, proje maliyetlerini kontrol altına almak, dağınık şantiye yapısını yönetmek ve geriye dönük proje süreçlerini takip etmek amacı ile ERP projesine başladı.
IFS Türkiye Danışmanlık Bölüm Yöneticisi Göksel Sanbay, Özaltın İnşaat’ın ERP Projesine ilişkin yaptığı açıklamada IFS ERP’nin, özellikle dağınık şantiye yapısı ile çalışan, büyük boyutlu projelerin kontrol ve takibi noktasında Özaltın İnşaat’a önemli katkılar sağlayacağını vurgularken projeye ve fazlarına yönelik olarak şunları söyledi. “Projenin ilk fazında satınalma, depo ve bakım yönetimi ile ilgili süreçler devreye alınırken, bir pilot şantiyenin de temel proje süreçleri ile satınalma, depo ve bakım süreçlerinin devreye alınması planlanıyor. Bu aşama ile birlikte tüm şantiyelere yaygınlaştırma çalışmaları başlayacak. İkinci fazda ise proje planlaması ve hakediş yönetimi gibi ileri proje konuları devreye alınacak.”
Türkiye tarihinin en önemli yap-işlet-devret projelerinden olarak tanımlanan İzmir-Gebze Otoyolu ve Körfez Geçiş Köprüsü konsorsiyumunda bulunan Özaltın İnşaat, aynı zamanda yüzde 50 hissesine sahip olduğu ortaklık tarafından çalışmalarına başlanmış olan 4 baraj projesinin de çalışmalarını sürdürüyor. Köprü Barajı, Menge Barajı, Kiğı Barajı, Yedisu Barajı, Aşağı ve Yukarı Kaleköy Barajları, Swalkot Barajı ve HES’leri devam eden projeleri arasında.
IFS Türkiye, geçtiğimiz aylarda başlayan Makyol ve İnanlar İnşaat projeleri ve yeni başlayan Özaltın İnşaat projesi ile, inşaat sektörüne özel çözümlerinin başarısını perçinleyerek, inşaat başta olmak üzere proje tabanlı sektördeki liderliğini sürdürüyor.
